Hiç anlamıyoruz birbirimizi Ellerimiz koymuyoruz sol yanımıza Bencillikleri urba niyetine Geçirip sırtımıza Dolanıyoruz insan kılığında... Kırıklarımıza dönüp bakmıyoruz Vicdanlarımız askıda Yüreklerimiz tedavülden kalkmış Merhamet bozuk para niyetine üç-beş kuruşa pazarda Söyleyin şimdi; İnsan, kim? ...
Oldukça uzun bir zamandır, bazen yaşamdan, bazen kendimizden satırlar paylaşıyorumz sizlerle. Okuyan ve yorum yapan herkese teşekkür ediyorum. Sizden ufacık bir ricam var; iki satır...
Anadolum Kanla sulandı Benim, Mehmetimin Yüreği yanan analarımın Bağrına saplanmış hançerle Savaşa giden babalarımın Hesap günü yakın Gafil can havlinde Gözü yaşlı anam Eline almış baltayı Kelle peşinde Karnında bebesiyle Gençecik kadınım Sırtına mermi sarmış Sanki yükü buluttan Tarihimin doğduğu dağlar Alev...
İki ayrı dağ, Mavi bir umman Aralarında. Bir adam, Bir kadın, Sözleri ıssız, Çığlıklar sessiz, Elleri ateş kırmızısı. Eteklerinde, Danseden gelincikler. Oynayan çocukların Yerinde duran kayalar, Gülümser gibi bakıyorlar. İki ayrı dağ, Aralarında masmavi bir umman. Bulutlardan Seçilmiyor gözleri. Bir kavuşsalar, Bilirim ki; Ağlayacaklar... ...
En Sevgili! Haydi kapatalım gözlerimizi Notalar değsin kirpiklerimize Kulaklarımızdan silinmesin o şarkı Ellerimiz kopmasın saatlerce Ruhlar seyretsin alemi Ve biz Birlikte çıksak arşa Assak aşkı bulutlara Yağmur olsak Yağsak En sonunda Kocaman bir çığlıkla haykırsam Seni sevdiğimi Aç yüreğini Gözlerinin...
Acımıyor artık yaralarım, biliyor musunuz? Alıştığımdan mı ne, gülüp geçiyorum canım kırıldığında. İnsanın en zor taşıdığı can kırığı...