Mavi sihrime hoşgeldiniz...
Yazılarımı okuyup yorum yaparsanız sevinirim. Aktaracağınız yerlerde de emeğime saygı olarak alıntı olduğunu ismimi yazarak belirtirmenizi rica ediyorum.Blogda yer alan tüm yazıların hakları bana aittir.
Keyifli anlar diliyorum...
Funda Kocaevli
İzmir/TÜRKİYE
Sessizliklerin,
bozulma zamanı gelip de geçmişti bile. Düşüdündükçe hırslanıyordum. Hayatın geride
bıraktığım yarısına baktığımda, anlamlı ya da anlamsız bir çok kalabalık anı
olduğunu görüyordum. Şehrin ışıklarının bile sakladığı anIlar vardı, belki de
bu yüzden gidemiyordum buradan. İçimde, hem şehire hem de anılara duyduğum
çocukça bir öfke vardı. Kendi hatalarıma bir mazeret bulmam gerekiyordu. Hiç öyle
bakmayın, siz de aynı şeyi yapıyorsunuz. Siz de kendinizden kaçıyorsunuz. Neyse
ki, bir gün hepsi son buluyor. Öyle bir noktaya geliyorsunuz ki, bambaşka bir
hayata geçiş yapıyorsunuz adeta. Herşeye yeniden başlamak, belki de budur…
Şu günlerde
bayram, herkesi sevinçli olması gerekiyor. Değiller, bu kocaman bir yalan. Herkes
düşünüyor, herkes sorguluyor, herkes yarının endişesini yaşıyor. Çocukların bile
yüzleri asık artık. Bayram nedir, nasıl yaşanır? Unutuyoruz, unutmaya yüz
tutuyoruz. Bayram sabahı kalkıp, heyecanla bayramlıklarını giyen, yeni ayakkabılarını
seyretmekten bütün geceyi uyanIk geçiren çocuklar yok. Şöyle dönüp de,anılarıma
baktığımdakendimi şanslı buluyorum. Belki
sizler de bu şansı yakalamışsınızdır. Bayram heyecanını yaşadım. Yeni elbiselerimi
giymek, bayramlaşmak nebüyük bir şeydi?
Hatta, bayram günlerinin mucizelere gebe
olduğunu düşünürdüm hep.
Ya gökyüzünden
renkli şekerler yağarsa, ya birden bire dileklerimden birisi gerçek olursa, ya
birden büyürsem, ya tüm sevdiklerim yanımda olursa… Mucize demek, bunlar
demektibenim için o zamanlar. Şimdi oğluma soruyorum. Yeni bir
okul çantası, onun mucizesi. Nesil ve zaman değiştikçe metalaşan hayallerimizi
izliyorum oğlumun küçük gözlerinde.”Keşke, en azından benim çocukluğum gibi bir
çocukluk yaşayabilseydin” diyorum. Küçücük bir sopa bile benim için önemliyken,
şimdi çocukları doyuramıyoruz. Bayramların da belki bu yüzden anlamları yok
artık.
Herşeyin değiştiğinden
dem vurdum ama artık benim içinde özelliği kalmadı bu günlerin. Çocukken olmasını
beklediğim mucizelerin, olmayacağını öğrendim. Değiştim, değiştik, büyüdük ve
yüreklerimize katran sürüp oturduk koltuklarımıza. Anıları, nostalji adını
verdiğimiz filmler gibi izledik. Savaşların, kavgaların değerlerini artırdık,
göz yaşlarını yad ettik, bayramları da kenara ittik. Nasıl olsa daha çok bayram
vardı. Vardı ya da biz öyle sandık. Bayramlar son trene binip başka ülkelere
gittiler, giderken de el salladılar bize. İşte, duyarsızlaşmamıza bir boya
daha. Ne renk olsun?
Elimde bir avuç
şeker, rengarenk hem de. Küçülmeyi diliyorum bayram perisi. Çocuğuma eski
bayramları göstermek istiyorum. Tüm çocukluğumun izini taşıyan ilk mucizemi
istiyorum. Eski bayramları geri ver bize…